FEDA-KARLIK

2000 sonrası dönemde dünyada likiditenin artması ve Türkiye’de faizlerin yüksek olmasıyla Türkiye’ye sıcak para girişleri yaşandı. Yüksek miktarda döviz girişi TL’nin aşırı değerlenmesine yol açtı.

Türk parasının aşırı değerlenmesi sebebiyle geçtiğimiz 20 yılda ithal etmek üretmekten daha cazip hale geldi. İhracatımız dünya piyasasıyla rekabet edemez oldu. Sonuçta dış ticaret açığı verilerek büyüme amaçlandı.

Dış ticaret açığının artması, gelen sıcak paranın inşaatta ve verimsiz alanlarda kullanımı ödemeler dengesinde de bozulmaya yol açtı. İlerleyen yıllarda cari açık sürdürülemez hale geldi. Büyüme dış kaynaklarda finanse edilmeye çalışıldığı için cari açık büyüme ile hareket etti.


 Türk lirası değer kaybetti. Enflasyon istenmeyen noktalara tırmandı. İthalat odaklı büyüme üretime ket vururken istihdamında azalmasına yol açtı.

 Yukarıda saydığımız olumsuzluklara bir de pandemi eklenince ekonomi kaynaklı sorunlar önü alınamaz bir hale geldi.

 Türkiye işsizliği, yüksek enflasyonu ve cari açığı düşürmeyi amaçlamalıdır. Her amaca ulaşmak için çaba ve fedakarlığın gerektiği unutulmamalıdır.

 ‘’Kar elde edebilmek için feda etmek gereklidir.’’ Ve feda edecek olan her Türk vatandaşıdır.

 Bugün yüksek olan döviz kurları rekabetçi kur seviyelerine ulaşmıştır. Ekonomi politika yapıcılarının katma değeri yüksek malları ihraç eden firmalara uluslararası arenada rekabet edebilir hale getirmelidir.

 Enflasyonu düşürmek adına tüketici kredi kullanımları düşürülmelidir. İthal mal kullanımı azaltılmalıdır. Kamuda israf ve lükse imkan verilmemelidir. Kısa süreli ücretler düşük olsa da uzun vadeli refah artışı hedeflenmelidir. İş gücünün tamamını istihdam etmek amaçlanmalıdır. Ve en önemlisi feda etmesi zor olsa da kısa süreli refah kaybı pahasına dış borçlar azaltılarak cari denge sağlanmalıdır. Böylece kalıcı kar sağlayıp kalkınmayı ve büyümeyi sürdürülebilir hale getirelim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir