İhracata dayalı üretim olur mu?

Üretim pazar için yapılır. Pazarın iç mi dış mı olduğu önemli değildir.

Pazar, yatırım için gerekli tasarrufun kaynağı olan gelirin membaıdır.

Üretilen mal pazarda satılmadan gelir olmaz, gelir olmadan tasarruf olmaz, tasarruf olmadan yatırım olmaz, yatırım olmadan üretim olmaz.

Önemli olan gelirin yaratılması yani satıştır. Gelirin iç pazardan mı yoksa dış pazardan mı geldiği önemli değildir.

Ürünleri kullanan insan sayısı önemlidir. Ne kadar çoksatarsanız geliriniz o kadar çok artar. Diğer bir değişle ulaşılan pazar sayısı arttıkça gelir artar.

“Üretim yapımız ihracata dayanmalı mı?” sorusu gereksizdir.

Üretimin amacı nedir?

Üretimin amacı toplum gelirini artırmaktır.

Gelirin artması ise üretilen malların karlı olarak satılmasıyla olur, malın hangi pazarda satıldığı önemli değildir.

Kar yani katma değer emektir. Ürünlerin ucuza satılmasını engellemek, karlı olarak satılmasını sağlamak işadamının görevidir.

İşadamı ürünü karlı nasıl satar? :  Marka yaratarak satar.

Markasız ürün rakip ürünler karşısında savunmasızdır. Kalitesi ne kadar iyi olursa olsun değerinde satılamaz. Markasız ürün rekabette fiyat kırmak zorundadır. Biraz fiyat yükseltse aynı kaliteyi ucuza sunan hemen onun yerini alır.

Üretim Ekonomisi, fason ürün (markasız ürün) ihracına dayanmamalıdır. Fason mal ihracı işçimizin emeğini yabancıya sömürtmek, çevremizi diğer toplumların refahı için kirletmektir.

AB ile Gümrük Birliği

Türkiye’nin AB’ye ihracatı genelde markasız ürünlerdir. AB kendi pazarlarında Türk markalarının gelişmesini Türkiye ve Türk halkı aleyhine olumsuz propaganda yaptırarak engellemektedir.

AB, Türkiye’ye ucuza fason üretim yaptırıp, aldığı ürünlere kendi markalarını vurarak hem kendi ülkelerinde hem de üçüncü ülkelere yüksek fiyatla satıyor. Gümrük Birliği AB’ye Türk milletinin sırtından karlı ticaret sağlıyor.

Düşük fiyatla fason ürün ihracı Türk işçisinin emeğini ucuza satmaktır. Fason ihracatla halkın refahı yükselmez, işçi ucuza başka toplumlar için çalıştırılmış olur. İlaveten üretimde kaçınılmaz olan çevre kirliliğini giderme maliyeti de Türk halkının sırtına biner.

AB ile Türkiye arasında Ticaret Dengesi olduğu söyleniyor. Bu denge ihraç ürünlerimizdeki işçilik AB standartlarına yükseltilerek ve çevre kirliliğini giderme maliyeti hesaba katılarak tekrar değerlendirilmelidir. Bu değerlendirmeden sonra bakalım AB ile ticaretimiz dengeli mi değil mi, AB ile ticarette kazanıyor muyuz yoksa zarar mı ediyoruz, AB’nin bizim en büyük ihraç pazarımız olduğu efsanesi ne derece gerçek.

İç Pazar

İç Pazar için de markalaşma önemlidir. İç pazarımızı da markalaşmayla koruyabiliriz. Devlet markalaşmayı teşvik etmeli ve yerli markalara yabancı markalar karşısında destek ve koruma sağlamalıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir