1860 ABD iç savaşı ve pamuk piyasası

Çalışmanın amacı: 1860 ABD iç savaşının pamuk piyasasına etkilerini, ülkelerin ithalat, ihracat, üretim rakamlarına dayanarak açıklamak. Savaşın getirdiği kıtlığın piyasa üzerindeki etkisini somutlamak. 1860-1870 yılları arasını kapsamaktadır.

Önemi: İktisat tarihi alanında çalışma yapacak olan kişilere, 1860 ve sonrası Osmanlı, İngiltere ve ABD’nin iktisadi ve toplumsal koşullarını anlama konusunda yardımcı olacaktır. Aynı zamanda kapitalizmin küreselleşme ve vahşi kapitalizm olarak adlandırılan emperyalizme dönüşme sürecinin başlangıcı hakkında tarihsel olarak inceleme fırsatı sunmaktadır.

Giriş

Henüz başlarken, üzerinde çalıştığımız tarihsel sürecin esaslı bir analizini yapmak gerekiyor. İngiltere, ABD ve Osmanlı üçgeni, aralarındaki iktisadi ilişkiler ve ayrı ayrı her birinin toplumsal ve iktisadi koşulları üzerinde genel bir çerçeve çizmekte fayda var.

Çizeceğimiz genel çerçevenin içindeki en önemli olay Sanayi Devrimi.  Sanayi Devrimi ne getirdi? Neden İngiltere’de oldu?  Devrimin tarım ekonomisi ve tarımsal üretim ilişkileri üzerindeki etkisi nedir?

 Sanayi Devrimi’nin Temelleri ve Sonuçları

18.yy toplumunda nüfusun büyük kısmını köylüler oluşturuyordu.  Tarım, ekonomi üzerinde büyük pay sahibiydi. Dolayısıyla toplum, tarımsal üretim faktörlerinin ilişkisi ve gelişimi üzerinden şekilleniyordu.  Feodalizmden kapitalizme geçiş aşaması olarak da adlandırabiliriz bu dönemi.  Bu bağlamda feodal ve kapitalist ilişkiler toplum içerisinde iç içe idi. 

İngiltere bu süreçte diğer ülkelerden ayrışıyordu.  “Sanayi Devrimi’ne öncelik etme konusunda İngilere’yi diğer ülkelerden üstün kılan ise, en geniş sömürge imparatorluğuna sahip olmasıdır.” (1)  Bu üstünlük ona,  teknolojik yatırımlar için fazlaca sermaye biriktirmek ve geniş pazarlara açılabilmek gibi avantajlar sağlıyordu.

Nitekim Sanayi Devrimi gerçekleşti ve İngiltere üretimde önemli bir mesafe kat etti.  Kol emeğinin yerini makineler almaya başladı, üretim etkin hale geldi.  Tarım ve dolayısıyla da köylülük esaslı toplumsal model, üretimin hızlanması ve dolayısıyla merkezileşmesi ile kentleşmeyi beraberinde getirdi. Fabrikaların enerji kaynaklarında ve hammaddeye yakınlığı, iş bölümü ve sistemleşmenin gelmesiyle insanlar köylerden kentlere göç etmeye başladı.
   
Sadece kol gücünü satarak geçimini sağlayabilen işçi sınıfı ortaya çıktı. Bu durum yeni bir sosyal sınıf düzeninin habercisiydi.

Makineleşme kaçınılmaz olarak tarım alanında da gelişmeler sağlayacaktı.

Sanayi Devrimi ve Tarımda Gelişmeler

Tarımın genel yapısını incelemek açısından en önemli iki faktörden ilki; tarımsal nüfus ve ekonomik kaynaklar dengesidir.  Kısaca, nüfus artışı ile tarıma açılacak olan toprak yetersiz kalır ve dolayısıyla birim topraktan elde edilmesi gereken ürün miktarını arttırmaya yönelik çalışmalar yapılır.  Aynı şekilde nüfus yoğunluğunun az olması da emeğin nisbi kıtlığını getireceği için birim emeğe düşen ürün miktarını arttırmak adına teknolojik çalışmalar ortaya konulur.

Buradan hareketle tarım teknolojisinin nüfus yoğunluğuna göre değişkenlik gösterdiğini söyleyebiliriz. 

                                                                    TABLO – 1
                         Osmanlı’da Bölgeler İtibariyle Nüfus, Yüzölçümü ve Ekili
                                                         Arazi Miktarları, 1907



                                 Nüfus(bin)                 Ekili Arazi                  Nüfus Yoğ.            Ekili Alan/Yüzölç.

İstanbul çev449,41,2         bin km220,6      kişi/km2%5.5
Aydın1.727,36             bin km230,3      kişi/km2%10.5
Adana504,44,7         bin km212,6      kişi/km2%11.7
Konya1.249,86,3         bin km213,6      kişi/km2%6.9
Tevfik Güran,19.yy Osmanlı Tarımı, Osmanlı Tarım Ekonomisi, sf.65


   
İngiltere ve Osmanlı arasındaki sınai gelişim farkının nedeni buradan açıkça görülmektedir. 19.yy’da nüfus yoğunluğu oldukça az olan Osmanlı tarımsal üretimi arttırmak adına sadece yeni toprakları tarıma açmıştır. Ancak aynı dönemde İngiltere nüfus yoğunluğunun fazlalığından dolayı, az topraktan çok verim almak zorundadır ve bu durum teknolojik gelişimleri çokça hızlandırmıştır. İngiltere’nin Sanayi Devrimi’nin öncülü olması noktasında bir nesnel koşul da burada önümüze çıkıyor.

Yukarıda bahsettiğimiz faktörlerden ikincisi ise; taşıma teknolojisinin gelişimidir.  O dönemde Anadolu’nun iç kesimlerinden limanlara olan ulaşım, at ve develer ile sağlanıyordu. Bu ulaşım yöntemi çoğu zaman ürünün maliyetinden daha fazla harcamalara neden oluyordu.  Ek olarak, Osmanlı’nın çok geniş bir alana hükmetmesi de ulaşımı zorlaştıran etkenlerden birisiydi. Dolayısıyla ürününü bırakın dış pazara ulaştırmayı, iç pazar da bile değerlendiremeyen köylü kendi ihtiyaçlarından fazlasını üretmekten kaçınır hale gelmişti.

  Yine aynı karşılaştırmayı yapacak olursak, İngiltere’de ulaşım teknolojisinin Osmanlı’ya göre oldukça gelişmiş olması ve demiryolları gibi ucuz ve nitelikli bir yöntemle yapılması burada İngiltere’yi öne çıkarıyordu.


Birleşik Amerika’nın Toplumsal Yapısı ve İç Savaş

Amerika kıtasının keşfinden sonra,  Birleşik Amerika’nın kurulmasındaki başrol Batı Avrupa’dan buraya göç edenlerdir. Avrupa’daki siyasal ve iktisadi zorluklardan dolayı Amerika’ya göç edenler kendi kültürlerini oraya getirirken aynı zamanda Avrupa’ya duydukları öfke nedeniyle burayı bir özgürlük alanı olarak gördüler. Bu durum onların Bağımsız Amerika’yı kurmaktaki en temel dayanaklarıydı. 

Göç sadece Avrupa’dan olmadı. Aynı zamanda Afrika’dan gelen/getirilen siyahlar köle olarak çalıştırılıyordu.  Madenlerden tarlalara kadar birçok alanda bu insanlar çalıştırıldı.  Dolayısıyla bu toplumsal ayrım Amerika’nın doğuşundan itibaren hep vardı ve şu an bile etkileri devam etmektedir.

Sanayi Devrimi ile beraber ABD’de eyaletlerin bir bölümü bu değişime ayak uydurup, feodal düzenden kapitalist düzene doğru bir ilerleme göstermekteydi. Ancak eyaletlerin bir bölümü ise hala ekonomilerini temel olarak tarıma dayandırmakta ve siyahi köleleri bu alanlarda çalıştırmaktaydı. Sanayide gelişen eyaletler bir bir köleliği yasaklıyordu ve güneyli eyaletler ise bu durumdan endişelenmekteydi.
 
Nitekim köleliği tamamen kaldırma sözü veren Lincoln başkanlığa seçilince, güneyli 7 eyalet bağımsızlıklarını ilan edip Amerika Konfedere Devletleri’ni kurdular.  Kısa süre sonra 4 eyalet daha buraya katıldı. Geri kalan kısım da kuzeyli birlik tarafını oluşturdular ve 1861’de iki taraf arasında savaş patlak verdi.


İç Savaş Öncesinde Pamuk Piyasası

İncelediğimiz üzere, kapitalist gelişimini hızla tamamlayan İngiltere üretimde etkin hale gelmiş ve dolayısıyla ham madde ithalatı yapması gerekmekte idi.

Bu dönem en yaygın üretilen ürün pamuklu kumaş ve bundan üretilen mamüller idi. Yani İngiltere’nin en büyük ithalat kalemlerinden birisi doğal olarak pamuk olmaktaydı. 1860 öncesine kadar, Dünyada en kaliteli pamuğu ABD üretmekteydi ve bunun en büyük alıcısı da İngiltere idi.  İngiltere, toplam hammadde ihtiyacının 1840 yılında % 75’ini, 1850’lerde ise %81’ini ABD’den karşılamaktaydı. Hal böyle iken İngiltere’nin Osmanlı’dan pamuk ithalatı aşağıdaki gibidir.
                                                                  

                                                                     TABLO – 2
                                            İngiltere’nin Türkiye’den Pamuk İthalatı

Yıllar172517551775178517871789
Miktar(ibs)667.279738.4122.175.1322.190.0273.227.9644.406.892
Orhan Kurmuş, Emperyalizmin Türkiye’ye Girişi,Batı Anadolu’da Pamuk Üretimini Canlandırma Çabaları, sf.125



Savaşın Başlamasıyla Pamuk Piyasası

ABD’de iç savaşın patlak vermesi sonucu hammaddede oluşan kıtlığa bir çözüm bulmak için bir araya gelen Manchester Pamuk Tedarik Birliği (MCSA) üyeleri Batı Anadolu’yu bir alternatif olarak görüp, oraya yönelme kararı almışlardır.  Bu bölgede pamuk üretimini teşvik kararı almışlardır. Pamuk fabrikatörlerinin bu hamlesi esasında dayanaksız değildi. Çünkü 18.yy’dan bu yana Batı Anadolu İngiltere için düzenli bir hammadde kaynağı olmuştu.
( Tablo-2)

Bu yönelim, Batı Anadolu’da tarımsal üretimi arttırmak ve ticaretini canlandırmak açısından Osmanlı Devleti için bir fırsat olarak görülmüştür.  Batı Anadolu halkı bu konuda teşvik edilmiş ve İngiliz tüccarlara birçok imkan sunulmuştur.

Osmanlı ve MCSA’nın somut çabaları

Yerli tohumla üretilen pamuğu kalitesiz gören birlik yönetim kurulu,  Amerikan tohumu dağıtma kararı aldı ve ilk olarak Liverpool’dan 60 torba Amerikan tohumu getirildi ve ücretsiz dağıtıldı(2). Osmanlı Devleti ise üreticileri teşvik etmek için önceleri Mısır’dan ve daha sonra yine ABD’den tohum getirip dağıtmıştır. 1861’de imzalanan gümrük anlaşması ile de pamuk üzerindeki vergi %8’den %2’ye kadar düşürüldü. (3)

Ancak mevcut ve en önemli sorunlardan birisi de ulaşım sorunu idi. Aydın- İzmir demiryolunun ulaşımı oldukça rahatlatacağına kuşku yoktu ancak demiryolunun bir an önce bitmesi gerekmekteydi. Bu bağlamda Lancashire’lı fabrikatörler demiryolu şirketine ortak oldular ve şirketin mali durumları bu tarihten sonra olumlu yönde ilerledi.

Bölge yeniden dışarısı için pamuk üretimi yapmaya elverişli hale gelmişti ancak, bu üretim tamamlanmış mal olarak değil, hammadde satışı olarak gelişti.



TABLO – 3
İZMİR’İN PAMUK İHRACATI

Yıl                                       Pamuk İhracatı(sterlin)                           İzmir’in Toplam İhracatı(sterlin)

18631.674.5364.832.979
18642.076.0864.046.338
18651.267.9203.842.285
1866521.6003.606.240
18671.187.3584.455.170
1868321.2704.632.270
Orhan Kurmuş, Emperyalizmin Türkiye’ye Girişi, TABLO 6 , sf 134.



Ayrıca, pamuk çırçırlama ve balyalama işlemleri Anadolu’da eski yöntemler ile yapılmaktaydı. İngiliz tüccarların hamleleriyle yakın zamanda bölgede çırçır fabrikaları ve hidrolik presleme makinaları görülmeye başlandı.

                                                         
Teşvik Politikalarının Sonuçları

1861 yılında Batı Anadolu’nun toplam pamuk rekoltesinin 9.7 milyon lb.  Olduğu ve ertesi yıl daha da artacağı tahmin ediliyordu. Gerçekten de 1862 yılında pamuk üretilen alan miktarı tam 4 kat artış  göstermiştir. Aydın dolaylarında 1862’de 18.000 dönüm üzerinde pamuk yetiştirilirken 1863’te bu alan 70.000 dönüme kadar çıkmıştır.

1863 yılında İzmir’in ürettiği toplam temiz pamuğun 45.000 balya dolaylarında olduğu tahmin edilmektedir. Şimdiye kadar görülmeyen bu miktarın tamamı bu yılda ihrac edilmiştir.
 
1864 yılında İzmir’den ihraç edilen pamuğun %44’ünü İngiltere’nin satın almıştır. Bu yıllardan sonra aşamalı olarak,  1870 itibari ile de daha sert bir şekilde Batı Anadolu’nun İngiltere’ye pamuk ihracatı azalmıştır.


Batı Anadolu’da Kapitalizm

Sunduğumuz tüm bu veriler, kapitalist üretim ilişkilerinin Batı Anadolu üzerinden Türkiye’ye giriş yaptığını söylüyor.  Teşvikler dahilinde kurulan çırçır ve pres fabrikalarının sayısı 1870 yılında 34’ e ulaşmıştı ve bunların tamamı da demiryolu güzergahı üzerindeki kentlerde bulunmaktaydı. Ayrıca, İngiliz Tüccarların istekleri üzerinde İzmir’de Ticaret Mahkemesi ve Belediye Teşkilatı’nda belirli düzenlemeler yapılmıştır. Bunların tamamı kapitalist topluma geçiş sürecindeki kazanımlardır.

Başka getirileri de vardı elbette bu sürecin,  sıkıştırılmış pamuk balyaları çok çabuk alev aldığı için saklaması ve sevkiyatı masraflı bir işti.  Bu riski finanse edebilecek ortaklar lazım gelmekteydi. Nitekim 1863’de Londra Güneş Sigorta Şirketi ( Londra Sun İnsurance Company) İzmir’de bir şube açmıştır.

Savaş Sonrası

ABD iç savaşı sona ermiş ve hayat normale dönmüştü. Çok geçmeden Amerika yeniden pamuk üretimine başladı ve piyasada yerini yeniden aldı.  “İnce ve uzun elyaflı Amerikan pamuğuna göre yapılmış olan Lancashire pamuklu tezgahlarının artık kısa ve kalın elyaflı İzmir pamuğuna ihtiyacı kalmamıştı.(4)”

Bunun esas itibariyle 2 nedeni var.

Birincisi, üretim tekniğinden kaynaklı olarak niteliğin düşük olması. Yerli tohum ile üretime alışan köylü Amerikan tohumlarının Nisan ayında ve yerel tohuma göre daha derine ekilmesi gerektiğini bilmiyordu ve bu sebeple Amerikan tohumundan beklenen verim alınamıyordu. 

Amerikan tohumundan istediğini bulamayan üretici ise daha kolay ve fazla bakım gerektirmeyen yerli tohuma geri geçmişti. Bu geri geçiş süreci de ABD’de savaşın sonlarına doğru tekabül ediyor.


Sonuç

Uzun yıllar boyunca feodal üretim ilişkileri üzerinden örgütlenmiş olan Osmanlı, Sanayi Devrimi ile beraber nesnel koşullar gereği Avrupa’nın gerisinde kalmıştır.  ABD İç Savaşı ile beraber Batı Anadolu üzerinden Osmanlı’nın kapitalist sermaye ile doğrudan ilişkiye girmesi yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Kapitalizmin teknolojik ilerlemelerinden kısmen faydalanmış ve bazı kurumlarını geliştirmiştir.

Pamuk üretimi yüksek seviyelere gelmiş ve hammadde ihracatı yapılmıştır. İngiltere’ye hammadde satmak Batı Anadolu’ya bir süre katkı sunsa da kalıcı etkiler uyandıramamıştır.

KAYNAKLAR- VERİLER

Tevfik Güran, 19.yy Osmanlı Tarımı Üzerine Araştırmalar,1998
Orhan Kurmuş, Emperyalizmin Türkiye’ye Girişi, Yordam Kitap, 2012
Şevket Pamuk, Osmanlı Ekonomisi ve Dünya Kapitalizmi(1820-1913), Yurt Yayınevi, Ankara,1984
Huri İslamoğlu – İNAN, The Ottoman Empire and the World Economy, Cambridge University Press, 1987
Orhan Kurmuş,  The Cotton Famine and its effects on the Ottoman Empire, Cambrigde University Press,1987
Fatih Damlıbağ, Batı Anadolu’da İhracat için Pamuk Üretimi, İÜ SBF Doktora,
Server Tanilli, Uygarlık Tarihi,Cumhuriyet Kitapları,Eylül 1013, İstanbul

                                                                                   
ALINTILAR

1.)Server Tanilli, Uygarlık Tarihi,Sanayi Devrimi Niçin İngiltere’de Olmuştur,sf. 124

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir