BU FİLM BORCUN KAMULAŞMASIYLA BİTER

Haftanın son günü ekonomik paket açıklanacak. Elbette açıklanmadan içinde ne olduğunu bilmek mümkün değil. Bu nedenle en gerçekçi değerlendirmeyi sonrasında yapma olanağına kavuşacağız.

Fakat medyaya yansıyan içerik tahminlerine bakılırsa, kamu alacaklarından sicil affına, banka borçlarındaki yapılandırmadan kamu harcamalarının frenlenmesine kadar bir dizi uygulama hayatımıza girecek.

Öncelikle doğru bir adım olacağını belirtmek isterim. Zira bugünkü tablo içerisinde bunların ödenebilmesi mümkün değil. Bunu görmezden gelip, yaptırım uygulamaya kalkılırsa da, piyasada bugünkünden daha büyük bir deprem olur.

Öte yandan TBMM’den geçen torba yasada, çok da tasvip edilmeyecek cinsten bir madde var. “15 Mart 2020’den sonra ihalesi yapılmış ancak uygulama sözleşmesi imzalanmamış yap-işlet-devret projelerine ilişkin özel bütçeli kuruluşun yanında Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı da borç üstlenim anlaşmasında taraf olabilecek.”

Aynı gün Osmangazi’nin garanti ödemesi olan 1,5 milyar TL’lik farkın bir hafta içinde ödeneceğinin açıklanması ise garip bir çelişki değil mi? Ne güzel dünya… Borcuna devlet garantisi al; alacağını da tıkır tıkır tahsil et.

Bu öncelikle alacağını tahsil edemeyen, üstüne iş yapamayan, ama borçları nedeniyle kara kara düşünen reel sektörün genelinin yanında ciddi bir haksızlık. Bunun altını çizmek gerekir. Ama tüm filmi tersten okuduğunuzda hem olası paket, hem torba yasadaki düzenleme bize başka bir şey daha anlatıyor.

Öncelikle akıllı yönetimin tüm kurallarını alt üst ederek ihale edilmiş, alacağını alabilen, imtiyazlı hale gelmiş firmaların bile ödeme kaygısı içine düşmüş olması, borcu devlete yıkma ayıbını bir tarafa bile koysanız, ekonomi adına önemli bir alarm verildiğinin göstergesi.

Beklenen ekonomik paketin kulislere yansıyan detaylarına gelince de tablo çok tat vermiyor. Çünkü kamu alacaklarının tahsilinin mümkün olmadığı açıkça gözükürken, iş banka borçlarına kadar yansıyan bir yelpazedeyse, ki öyle, durum bugünden dikkatle yönetilmesi gereken bir sürecin işaretini veriyor.

Sadece alacakları erteleyerek işin içinden çıkmanın mümkün olduğu sınır çoktan geçildi. Bunun en açık kanıtı da, tahsil edilemeyen 500 milyar TL’nin sadece 110 milyar TL’lik kısmının yapılandırma için başvurmuş olması.

Başvurulan 110 milyar TL’lik yapılandırmanın da ödenemeyeceği o kadar açık ki, ertelemenin gündeme gelmesinin bir nedeni de bu. Günün sonunda sadece ötelemeyle bu işin içinden çıkalamaz. Gerçekçi ve planlı bir yönetim sergilenmezse, ki önerimi defaten yazdım, tarih geldiğinde aynı problem yine ortaya çıkacak.

Bir şeyleri düzeltmeden gidilen bu yol da tek bir yere çıkıyor. Tüm borçların kamulaşması…. Sahi ne deniliyordu? Kamunun borcu az, bireyler ve şirketler borçlu. Biz ne diyorduk? Borç ülkenin borcudur, ödenemezse günün sonunda kamulaşır.

cetinunsalan@yahoo.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir